İngilizce Hikayeler ve Türkçeleri

 

story

 

İngilizce Hikayeler ve Türkçeleri

İngilizce hikaye kitapları, zamanları, modals kip yardımcılarını, soru tiplerini pekiştirmemiz için harika kaynaklardır. İngilizce hikaye kitapları ayrıca kelime bilgimizin geliştirilmesinde de aktif rol oynarlar. Bu sebeple İngilizce Ders Kitabı’mızda yani sitemizde İngilizce Türkçe hikayelere de yer verdik. Sitemizde yayınlanan İngilizce hikayeler tamamen özgündür ve İngilizce hikaye çevirileri tarafımızca yapılmaktadır. Yayınladığımız İngilizce hikaye kitabının seslendirilmiş olmasının, çalışanlara İngilizce okunuş (pronunciation) konusunda da yardımcı olacağına inanıyoruz. İngilizce hikayeler ve türkçeleri içinde, İngilizce
hikaye kitaplarında anlatılan konunun soruları ve kelimelerini de bulabilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan İngilizce hikaye kitapları çevirilerinde en basit (level 1) olandan, ileri düzey (advanced stories) hikaye kitaplarına kadar olanlarına yer vereceğiz. Yeni başlayan
öğrencilerin, İngilizce hikayeler ve Türkçelerini tekrar tekrar dinlemelerini tavsiye ederiz.

Şu anda sitemizde yayınlamış olduğumuz hikayelerin yanında, önümüzdeki dönemde yayınlamayı düşündüğümüz hikayeler:

İngilizce hikaye kitapları genellikle öğrencilerin seviyelerine göre kategorize edilmiştir. En basit ve yeni başlayanlar için olanı Level 1’dir. İngilizce hikaye kitaplarını okurken dikkat edeceğimiz şeylerden biri de anlamadığımız şeylere takılıp kalmamaktır.

İngilizce Hikayeler ve Türkçeleri (Kısa)
İngilizce Hikayeler ve Türkçeleri (Uzun)

Level 1 (Başlangıç Seviyesi)
Level 2
Level 3
Level 4
Level 5
Level 6

Öncelikli yapılacak çalışma hikayedeki kelimelerin çıkartılmasıdır. Vocabulary (kelime bilgisi) çalışması, yayınlanan hikayelerden en yüksek verimi alabilmeniz için yapılması gereken ilk şeydir. İkinci yapmanız gereken hikayeleri dinlerken, okunuşlarına dikkat
etmenizdir. Bunun için hikayelerde geçen cümleleri, hikayeleri durdurup söylemeye çalışmanız İngilizcenizi geliştirmede önemli rol oynar. İngilizce hikayeler Türkçe tercümeleriyle birlikte belirli aralıklarla güncellenmektedir.

A Town Mouse and A Country Mouse

A Town Mouse and a Country Mouse were friends.
Bir kasaba faresi ile kır faresi arkadaştı.
The Country Mouse one day invited his friend to come
Bir gün, kır faresi arkadaşını, kırdaki evini
and see him at his home in the fields. The Town Mouse
gelip görmesi için davet etti. Kasaba faresi
came and they sat down to a dinner of barleycorns and
geldi ve toprak kokan arpa taneleri ve köklerden oluşan
roots the latter of which had a distinctly earthy flavour.
akşam yemeği için birlikte sofraya oturdular.

The flavour was not much to the taste of the guest and presently he broke out with      Yemeklerin lezzeti pek misafire göre değildi ve aniden şöyle dedi
“My poor dear friend, you live here no better than the ants. Now, you should just                 Zavallı dostum, burada yaşamın karıncalarınkinden daha iyi değil şimdi
see how I fare! My larder is a regular horn of plenty. You must come and stay with                    nasıl yeyip içtiğimi görmelisin. Kilerim bolluk içinde. Gelip benimle kalmalısın.
me and I promise you shall live on the fat of the land.”
Rahat bir hayat süreceğine söz veriyorum.

So when he returned to town he took the Country Mouse with him and showed him into
a larder containing flour and oatmeal and figs and honey and dates.                                Kasabaya döndüğünde kır faresini yanına götürdü ve ona, un ve yulaf ezmesi, incir ve bal ve hurma içeren bir kileri gösterterdi.

The Country Mouse had never seen anything like it and sat down to enjoy the luxuries
Kır faresi hiç böyle bir şey görmemişti ve arkadaşının sağladığı lüksün keyfini
his friend provided. But before they had well begun, the door of the larder opened
çıkarmak için oturdu. Ama daha başlamadan kilerin kapısı açıldı ve içeri
and some one came in. The two Mice scampered off and hid themselves in a narrow and
birileri girdi. İki fare koşarak kendilerini dar ve çok rahatsız bir deliğe sakladılar.
exceedingly uncomfortable hole. Presently, when all was quiet, they ventured out again.
Biraz sonra herkes sessizliğe büründüğünde, temkinli bir şekilde tekrar çıktılar.
But some one else came in, and off they scuttled again. This was too much for the visitor.
Ancak onlar kaçtığında yine başka birileri girip çıktı. Bu ziyaretçi için çok fazlaydı.
“Good bye,” said he, “I’m off. You live in the lap of luxury, I can see, but you are
Hoşçakal dedi, ben gidiyorum. Lüks içinde yaşıyorsun, bunu görüyorum ancak tehlikelerle
surrounded by dangers whereas at home I can enjoy my simple dinner of roots and corn
çevrilisin oysa ben evde huzur içinde kökler ve mısırdan oluşan basit yemeğimin tadını
in peace.”
çıkarabilirim

Hikayedeki Kelimeler

İnvite: davet etmek

Larder: kiler, ambar

Uncomfortable: rahatsız

Distinctly: belirgin bir şekilde

A Wise Old Owl
Yaşlı Bilge Baykuş

There was an old owl that lived in an oak. Everyday he saw incidents
Meşe ağacında yaşayan yaşlı bir baykuş vardı. O her gün etrafında
happening around him. Yesterday he saw a boy helping an old man to carry
gerçekleşen olayları izliyordu. Dün bir yaşlı bir adamın ağır bir sepet
a heavy basket. Today he saw a girl shouting at her mother. The more he
taşımasına yardım eden bir oğlan gördü. Bugün bir kızın annesine bağırdığını
saw the less he spoke.
gördü. O daha çok gördükçe daha az konuştu.

As he spoke less, he heard more. He heard people talking and telling
Daha az konuştuğunda, daha çok dinledi. İnsanların konuştuklarını
stories. He heard a woman saying that an elephant jumped over a fence.
ve hikayeler anlattıklarını duydu. Bir kadının bir filin çitin üzerinden
He also heard a man saying that he had never made a mistake.
atladığını anlatmasını duydu. Hiç hata yapmadığını söyleyen bir adımın
dediklerini duydu.

The old owl had seen and heard about what happened to people. Some became
Yaşlı baykuş insanlara neler olduğunu duydu ve gördü. Bazıları
better and some became worse. But the old owl had become wiser each and
daha iyiydi ve bazıları daha kötü. Yaşlı baykuş her geçen gün daha bilge
every day.
oluyordu.

Moral of the story :
Hikayeden çıkarılacak ders

You should be observant, talk less but listen more. This will make you
Dikkatli olmanız, az konuşmanız, ancak daha çok şey dinlemeniz gerekir.
a wise person.
Bu sizi bilge bir kişi yapar.

Hikayede geçen kelimeler:

old: yaşlı
owl: baykuş
oak: meşe ağacı
everyday: her gün
incident: olay, hadise
yesterday: dün
boy: oğlan
carry: taşımak
heavy: ağır
basket: sepet

Bell The Cat
Riskli bir işi Üstlenmek

There was a grocery shop in a town. Plenty of mice lived in that grocery shop.
Kasabada bir bakkal dükkanı vardı. O bakkal dükkanında sürüyle fare yaşardı.
Food was in plenty for them. They ate everything and spoiled all the bags.
Onlar için bolca yiyecek vardı. Herşeyi yediler ve bütün çuvalları yağma ettiler.
They also wasted the bread, biscuits and fruits of the shop.
Fareler, dükkanın ekmeklerini, bisküvilerini ve meyvelerini de heba ettiler.

The grocer got really worried. So, he thought “I should buy a cat and let it
Bakkal gerçekten endişelendi ve bir kedi almalı ve onu dükkanda tutmalıyım.
stay at the grocery. Only then I can save my things.”
Ancak o zaman mallarımı koruyabilirim.

He bought a nice, big fat cat and let him stay there. The cat had a nice time
Orada kalması için büyük, şişman, hoş bir kedi aldı. Kedi fareleri avlayıp
hunting the mice and killing them. The mice could not move freely now. They
yiyerek iyi vakit geçiriyordu. Şimdi fareler özgürce hareket edemiyorlardı.
were afraid that anytime the cat would eat them up.
Fareler, kedinin kendilerini her zaman yemesinden korkuyorlardı

The mice wanted to do something. They held a meeting and all of them tweeted
Fareler birşeyler yapmak istedi. Bir toplantı düzenlediler ve biz o kediden
kurtulmamız gerekiyor diye konuştular.
“We must get rid of the cat. Can someone give a suggestion”?
Öneride bulunabilecek kimse var mı ?

All the mice sat and brooded. A smart looking mouse stood up and said,
Hepsi oturdu ve kara kara düşündü. Zeki görünen bir fare ayağa kaltı
“The cat moves softly. That is the problem. If we can tie a bell around her neck,
ve kedi yavaş hareket ediyor. Sorun bu. Eğer onun boynuna bir çıngırak bağlayabilirsek
then things will be fine. We can know the movements of the cat”.
harika olacak. O zaman kedinin hareketlerini bilebileceğiz.

“Yes, that is answer,” stated all the mice. An old mouse slowly stood up and asked,
Evet, cevap bu diye ifade etti bütün fareler. Yaşlı bir fare yavaşça ayağa kalktı ve
“Who would tie the bell?” After some moments there was no one there to answer this
bu çıngırağı kim bağlayacak diye sordu. Bir müddet sonra orada bu soruya cevap verecek
question.
kimse yoktu.

MORAL : Empty solutions are of no worth.
Hikayeden çıkartılacak ders: Anlamsız çözümlerin değeri yoktur.

Hikayede Geçen Kelimeler

Grocery: market, bakkal
Ate (eat): yemek yemek
Brood: kara kara düşünmek
Tie: bağlamak

Grey Goose and Gander

Once upon a time, there was a peaceful kingdom. The king heard rumors
Bir zamanlar barışçıl bir krallık vardı. Kral barbarların yakında kalesine
that barbarians were going to attack his castle soon. So he called his
saldıracakları söylentisini duydu ve en sevdiği hayvanların ikisini çağırdı.
two favorite pets – the huge grey goose and gander.
Bunlar büyük gri goose ve gander’di.

“My dear goose and gander, our kingdom is in danger. Take my daughter
Sevgili goose ve gander, krallığım tehlike altında. “Kızımı en yüksek
to a safe place on top of the tallest hill,” said the king. So the grey
tepedeki güvenli bir yere götürün” dedi kral. Böylece gri goose ve
goose and gander flew the princess who sat in a red sheet over the
one-strand river to the top of the tallest hill.
gander kırmızı bir çarşafın içine oturan prensesi en yüksek tepeye kıyısı
olan bir nehrin üzerinden uçurdular

Six months had passed but the kingdom was not attacked. The king regretted
Altı ay geçti ama krallık saldırıya uğramadı. Kral kararından pişman oldu
his decision and told the grey goose and gander to bring home his daughter.
ve grey goose ve gander’a kızını eve getirmesini söyledi.
Then the king understood that he had to be careful before taking actions
Sonra kral doğru olmayan söylentilere dayalı kararlardan önce dikkat
based up the rumors which need not be true. The king was aware of his
etmesi gerektiğini anladı. Kral artık her hangi bir karar almadan önce
discretion before taking any decision.
ihtiyatlı davranması gerektiğinin farkına vardı.

Moral of the story : Hikayeden çıkartılacak ders

You do not have to overreact just because you overheard rumors.
Duyduğun söylentilere bakıp aşırı tepki vermemelisin.

Hikayede geçen kelimeler:

Once upon a time: bir zamanlar, bir varmış bir yokmuş
kingdom: krallık
rumor: söylenti
in danger: tehlikede

My Son John- Oğlum John

There was a little boy called John. He was very playful.
He played hard at the playground and was exhausted when he got home.
His father told him to get undressed and ready for a bath. The little
boy nodded and went straight to his room.

John diye küçük bir oğlan vardı. O çok şakacıydı.
Dışarıda çok oyun oynar ve eve gittiğinde tükenmiş olurdu.
Babası üzerindekileri çıkartıp banyo için hazırlanmasını söylerdi.
O başını sallayarak onaylar ve doğru odasına giderdi.
His father was waiting for John at the bathroom but he never came.
His father went to John’s room. He saw that John was already asleep
in his bed fully clothed. And one shoe was off but one shoe was still
on his right foot.

Babası John’u banyoda bekliyor ama o hiç bir zaman gelmiyordu.
Babası John’un odasına giderdi. John’un zaten yatağında elbiseleri ile
olduğu gibi uyumuş olduğunu görürdü. Bir ayakkabısı ayağından çıkmış,
diğer ayakkabısı ise hala ayağında olurdu.
His father took off John’s shoe and his trousers. He dressed him in
his pyjamas and left him to sleep.

Babası John’un ayakkabısını ve çoraplarını çıkartırdı. Pijamalarını giydirir
ve uyuması için onun yanından ayrılırdı.

Moral of the story : Hikayeden çıkartılacak ders
Avoid playing too much until you are too tired to do anything else.
Başka bir şey yapamayacak kadar yorulacaksanız, bir şeyle fazla oynamaktan
kaçının.

 

The Lion and The Mouse.

A lion was sleeping in a forest. A mouse started playing on it. The lion was disturbed and arose from his sleep. It caught up the mouse angrily and tried to crush it to death.
Bir aslan ormanda uyuyordu. Bir fare onun üzerinde oynamaya başladı. Aslan rahatsız oldu ve uykusundan uyandı. Sinirli bir şekilde fareyi yakaladı ve onu ezip öldürmeye çalıştı.

Then the mouse prayed the lion to leave him off and assured that it would help him when it needed. The lion laughed at it and let him off.

Fare onu bırakması için yalvardı ve ihtiyaç duyduğunda ona yardım edeceğine güvence verdi. Aslan fareye güldü ve onu bıraktı.

One day the lion was caught in a net spread by a hunter. It roared and tried to escape but in vain. The mouse heared the lion’s roaring and came there. It started cutting the net with its teeth. The lion escaped and thanked the mouse.

Bir gün aslan bir avcı tarafından gerilen bir ağa yakalandı. Kükredi ve kaçmaya çalıştı ama boşuna. Fare aslanın kükremesini duydu ve oraya gitti. Dişleriyle ağır kesmeye başladı. Aslan kurtuldu ve fareye teşekkür etti.

MORAL : Everything has its own value. Her şeyin bir değeri vardır.

The Wise Cock and The Wicked Fox

There lived a wise cock in a village. He did his duties well.
He crowed early in the morning waking up the folks for their daily chores.
Bir köyde bilge bir horoz yaşıyordu. O görevlerini iyi yapıyordu. Sabah erkenden,
milletin çiftlik işlerini yapması için öterek onları uyandırıyordu.

One day the cock was taking rest on a tree top. A wicked fox passed that way.
The fox looked up and saw the handsome cock perched on the tree. The fox decided
to eat the cock. So he said in as sweet a voice as possible.
Bir gün horoz bir ağaç üstünde dinleniyordu. Kötü bir tilki o taraftan geçiyordu.
Tilki yukarı baktı ve ağaçta tüneyen yakışıklı horozu gördü. Tilki horozu yemeye
karar verdi. Mümkün olduğunca tatlı bir sesle dedi ki;

“Hello, dear cock! I bring you news from Heaven. There is a new order laid for us.
From now on all birds and animals shall become friends and live together in peace”.
“Merhaba sevgili horoz, Tanrıdan bir haber getiriyorum, bizim için buyrulmuş yeni bir
emir var … Bundan böyle tüm kuşlar ve hayvanlar arkadaş olacak ve barış içinde
birlikte yaşayacak.”

The cock was astonished. He asked “Is it true?”
Horoz şaşkınlık içindeydi. “Gerçek mi?” diye sordu.

The fox replied, “Yes, of course. If you would like to test it, why not come down?”
Now the cock began to think wise. He said, “Won’t you wait a minute. A few of our
friends are coming along”.
Tilki, “Evet, tabii ki, eğer test etmek istersen neden aşağı gelmiyorsun” diye
yanıt verdi. Şimdi horoz bilgece düşünmeye başladı. “Bir dakika bekleyemez misin,
birkaç arkadaşımız geliyor” dedi.

It was the fox’s turn to be surprised, “Friends! Who are coming? What do you mean?”
The cock answered “I can see some Hounds coming. Let us wait for them”.
Şaşkınlık geçirme sırası tilkiye geçti “Arkadaşlar! Kim geliyor? Ne demek istiyorsun?”
Horoz “Bir kaç av köpeği geliyor görebiliyorum, onların gelmesini bekleyelim” cevabını
verdi.

On hearing the words Hounds, the fox got annoyed. He started to run away. The cock
asked, “Why are you running? What happened to our friendship?” The only reply was
“Forget it.”
Av köpeği sözünü duyunca, tilki sinirlendi. Kaçmaya başladı. “Neden kaçıyorsun,
dostluğumuza ne oldu?” diye sordu. Tek cevap “Unut onu” oldu.

MORAL : Wise men can unveil wickedness.
Hikayeden çıkartılacak ders: Bilge adamlar kötülükleri açığa çıkarabilirler.

Selfish Friendship

Once a cat was caught in a hunter’s net. A mouse used to live in a nearby hole.
The mouse seeing the cat in the net started playing around the cat. Soon a
mongoose came there. He wanted to kill the mouse. As he lifted his head,
he saw an owl sitting on a tree trying to catch him. The mongoose went very
near the cat’s net to save himself. The mouse thought “When the hunter takes
away the cat, the mongoose will not spare me and the owl is there to enjoy
both of us.”

The Mouse went to the cat and said,

“I can cut the net if you promise to save my life from the mongoose and the owl.”
The cat agreed. The mouse started cutting the net slowly and freed the cat only
when the hunter was just near the cat. The cat took to heels and so ran the mongoose
too. The owl was very much disappointed to see even the mouse running away to safety.

A few days later, the cat being hungry, went to the hole of the mouse and requested
him to come out for a game. The mouse replied,

“I sought friendship and saved you to save my life.” Now you can go home.

Bir keresinde bir kedi bir avcının ağına yakalanmıştı. Yakında bir delikte bir fare yaşıyordu. Kedinin ağda yakalanmış olduğunu gören fare, kedinin etrafında oynamaya başladı.
çok geçmeden bir firavun faresi oraya geldi. Fareyi öldürmek istedi. Başını kaldırdığında, ağaçta oturup onu yakalamaya çalışan bir baykuş gördü. Firavun faresi kendisini korumak için kedinin yakalanmış olduğu ağın yanına gitti. Fare “Avcı kediyi götürdüğünde, firavun
faresi canımı bağışlamayacak ve baykuş da ikimizi yemek için orada” diye düşündü.

Fare kediye gidip şöyle dedi;

Eğer hayatımı firavun faresi ve baykuştan koruyacağına söz verirsen ağı kesebilirim.
Kedi kabul etti. Fare yavaşça ağı kesmeye başladı and avcı tam yanına gelmişken
kediyi kurtardı. Kedi kaçtı ve firavun faresi de koştu. Baykuş farenin güvenli bir yere kaçışından çok hayal kırıklığına uğradı.

Bir kaç gün sonra, aç bir şekilde kedi farenin yuvasına gitti ve onu
dışarı oyun oynamaya davet etti. Fare şu şekilde cevap verdi;

Dostluk kazanmaya çalıştım ve hayatımı kurtarmak için hayatını kurtardım.
Şimdi evine gidebilirsin.

The Dove and The Ant

Once, a dove saw an ant struggling in the water.
Bir keresinde bir güvercin suda çırpınan bir karınca gördü.

He took pity on the ant and threw down a leaf.
Karıncaya acıdı ve ona bir yaprak attı.

The ant climbed on to the leaf and reached the shore safely.
Karınca yaprağın üzerine tırmandı ve güvenli bir şekilde sahile ulaştı.

After some days, the ant saw the hunter aiming an arrow at the dove flying above.
Bir kaç gün sonra, karınca yukarıda uçan güvercini okuyla hedef alan bir avcı gördü.

He wanted to save the dove. So, he bit the hunter’s leg.
Güvercini korumak istedi. Bu sebeple avcının bacağını ısırdı.

The hunter missed his aim and the dove flew safely.
Avcı hedefini kaçırdı ve güvercin güvenli bir şekilde uçtu.

Night Watchman (Gece bekçisi)

The manager of a firm advertised for a night watchman.
Bir firma müdürü, gece bekçisi (alımı) için ilan verdi.
All the applicants were present. But the manager was not satisfied.
Tüm başvuranlar hazırdı. Ancak müdür memnun değildi
He found something wrong with each man.
Her adamda bir yanlış buldu.
There was Raju, an applicant.
Raju (adında) başvuran biri vardı
He was sitting in a corner waiting for his turn of interview.
Görüşme sırasını beklerken, bir köşede oturuyordu
Manager found nothing wrong in his appearance.
Müdür onun görünüşünde yanlış bir şey bulmadı
He questioned about his health.
Ona sağlığı hakkında soru sordu
He got the reply that he was suffering from sleeplessness.
(Raju) uykusuzluktan müzdarip olduğu söyledi
Manager was happy and appointed him.
Müdür mutluydu ve onu işe aldı.

Moral : Be real

Hikayeden çıkartılacak ders: Dürüst olun

The Foolish Wolf’s Flute 

There was a large flock of sheep grazing on a lawn.
Bir çimenlikte otlayan büyük bir koyun sürüsü vardı.

A wolf stealthily stole a lamb. The lamb tried hard to get away
but it could not. As the wolf was about to kill the lamb, an idea
struck in the lamb’s mind.
Kurt gizlice bir kuzuyu kaptı. Kuzu kaçmak için çok çabaladı ama
kaçamadı. Kurt kuzuyu öldürmek üzereyken, kuzunun aklına bir fikir
geldi.

The lamb pleaded, “Oh wolf! I know that I am going to die now.
Will you be kind enough to fulfil my last wish?”
Kuzu, “Ah kurt, şimdi öleceğimi biliyorum” diye yalvardı.
Son dileğimi yerine getirecek kadar nazik olacakmısın? ”

The wolf asked, “What is your last wish?” The lamb replied,
“I am fond of music. Before I die, I wish to hear you play the flute.”
The wolf agreed and played the flute.
Kurt “Son isteğiniz nedir” diye sordu. Kuzu yanıtladı,
“Müziği severim, ölmeden önce bana fülüt çalmanızı istiyorum.”
Kurt kabul etti ve flüt çaldı.

 

When the wolf stopped the lamb said, “Oh! what beautiful music!
Will you play a bit louder, please? You play far better than my shepherd”.
Kurt bitirdiğinde(çalmayı) koyun şöyle dedi. Oh ! Ne güzel müzik!
Biraz daha yüksek sesle çalar mısınız lütfen. Benim çobanımdan çok
daha iyi çalıyorsunuz.

The wolf was pleased by the flattery and started to play louder.
In the mean time, the shepherd and the dogs who were in search of
the missing lamb heard the sound. They came running and caught hold
of the wolf. The lamb happily trotted away to his flock.
Kurt dalkavukluktan memnun oldu ve daha yüksek sesle çalmaya başladı.
Bu arada, kayıp koyunu arayan çoban ve köpekler sesi duydu. Koşarak
gelip kurtu yakaladılar. Kuzu mutlu bir şekilde sürüsüne doğru ilerledi.

Hikayeden çıkartılacak ders: If there is a will there is a way. (İstek varsa, bir yol bulunur)

 

The Lion and The Frog

There was a lion in a forest. It was sleeping under a tree near a pond.
Bir ormanda bir aslan vardı. Küçük bir gölcüğün yanındaki ağacın altında uyuyordu
Suddenly a noise was heared. The lion was disturbed by the noise.
Aniden bir ses duyuldu. Aslan sesten rahatsız oldu
It awake from its sleep.
Aslan uykusundan uyanır

 

The noise was continuously coming from the pond.
Ses, küçük gölcükten sürekli olarak geliyordu.
So the lion was annoyed as it was not able to sleep.
Bu yüzden aslan sinirlendi çünkü uyumak mümkün değildi
There was frog in the pond. The lion came to know the frog has made the noise.
Gölcükte bir kurbağa vardı. Aslan kurbağanın sesi çıkarttığını görmek için geldi
It roared at the frog and the frog was frightened
Aslan kurbağaya kükredi ve kurbağa korktu
It angrily jumped into the pond to catch the frog.
Kurbağayı yakalamak için kızgın bir şekilde gölcüğe atladı.
Then the frog realised its mistake and tried to escape from the lion.
Sonra kurbağa hatasını anladı ve aslandan kaçmayı denedi.
But the lion caught the frog and killed it.
Ama aslan kurbağayı yakaladı ve onu öldürdü.

Çıkartılacak Ders: Sizden güçlülere karşı dikkatli olun !

Two Silly Goats (İki Aptal Keçi)

There lived two silly goats in a village.
Bir köyde iki aptal keçi yaşıyordu.
There was a narrow bridge over a river in the village.
Köydeki nehir üzerinde dar bir köprü vardı.
One day, the goats wanted to cross the bridge.
Bir gün, keçiler köprüden geçmek istediler.
One silly goat was on one side.
Bir tarafta bir aptal keçi vardı.
The other one was on the other side.
Diğeri de diğer taraftaydı.
One of them said, “I shall go first. Allow me to pass.”
Bir tanesi “Önce gideceğim” dedi. Geçmeme izin ver. ”
The other goat said, “No. I must cross first. You move aside.”
Diğer keçi “Hayır” dedi. Önce ben geçmeliyim. Kenara çekil. ”
Neither of them yielded.
İkisi de (birbirine) yol vermedi.
At last, they came to the middle of the bridge.
Sonunda köprünün ortasına geldiler.
They began to fight terribly.
Deli gibi kavgaya tutuştular
As they were fighting, both of them fell into the river and were drowned.
Dövüşürken her ikisi de nehre düştüler ve boğuldular.

Çıkartılacak Ders: Küçük bir hoşgörü büyük problemleri çözebilir.

 

The Right Person (Doğru Kişi)

 

Once there was a wise King. He had two sons.
Bir zamanlar bilge bir kral vardı. Kralın İki oğlu vardı.
He appointed eminent scholars to teach them all arts.
Kral, oğullarına tüm sanatları öğretmek için seçkin bilim adamları tuttu.
After a few years of teachings, the King fell ill badly.
Bir kaç yıl eğitimden sonra, Kral kötü derece hastalandı.
So, he wanted to select his next King for his Kingdom.
Bu yüzden, krallığı için varisini seçmek istiyordu.
He wanted to test his sons’ abilities.
Kral oğullarının yeteneklerini test etmek istedi.

He called both of them and gave a room to each of them.
İkisini de çağırdı ve her birine bir oda verdi.
He said, “You must fill this room completely with anything you wish.
Dedi ki, “Bu odayı dilediğiniz herhangi bir şeyle doldurmalısınız.
It can be anything! But there should be no space left behind
Her şey olabilir! Fakat boşluk kalmamalı.
and you should not seek the advice from anyone!”
ve kimseden tavsiye almamanız lazım.

 

The next day the king visited the elder’s son room.
Ertesi gün kral büyük oğlunun oğlu odasını ziyaret etti.
The room was completely filled with hay.
Oda tamamen samanla doluydu.
The king sighed on the foolishness of the elder son.
Kral büyük oğlunun aptallığı karşısında derin bir nefes aldı.

 

The he went to the younger son’s room. But it was kept closed.
Kral küçük oğlunun odasına gitti. Ancak kapı kapalıydı.
The King knocked at the door of the room.
Kral odanın kapısına vurdu.
The second son asked his father to get in and closed the door again.
Küçük oğlu babasından odaya girmesini ve kapıyı tekrar kapatmasını istedi.
There were darkness everywhere and The King shouted at his second son angrily.
Her yer karanlıktı ve Kral sinirli bir şekilde küçük oğluna bağırdı.

 

But the second son lighted a candle
Küçük oğlu bir mum yaktı
and said, I have filled this room with light!”
ve bütün odayı ışıkla doldurdum dedi.

 

Now the King felt very happy and hugged his son proudly.
O an Kral mutlu hissetti ve oğlunu gururla kucakladı
He understood that the younger son would be the right person
to rule The Kingdom after The King.
Krallığı kendisinden sonra yönetmek için küçük oğlunun doğru
kişi olacağını anladı.

 

The Two Pots

It was a cyclonic season. There was flood everywhere.
Kasırgaların olduğu bir mevsimdi.Her yerde sel vardı.
Many houses drowned in the flood. There was a copper pot
Çoğu ev sel baskınına uğradı.
and an earthen pot in a house. Both these were washed away
Bir evde bir toprak çömlek bir de bakır tencere vakdı. Her
in the flood to a river.
ikisi de sele kapılarak bir nehre sürüklendiler.

 

The copper pot called the earthen pot and said, “My friend,
Bakır tencere, toprak çömleğe seslendi. Dostum dedi
you are made of mud. You are so weak. Please, come near me.
Sen çamurdan yapılmışsın. Çok zayıfsın. Lütfen yanıma gel
I’ll save you”.
Seni koruyacağım.

The earthen pot replied, “Thank you for your kindness, my friend.
Çömlek, nezaketin için teşekkürler dostum ama sahile kendi
But, let me swim to the bank by myself’. The earthen pot began to
başıma yüzmeme izin ver. Çömlek nehrin kıyısına doğru yüzmeye
swim towards the bank of the river.
başladı.

As the copper pot tried to swim, water got filled into the pot and
Bakır tencere yüzmeye çalıştığında, içini su doldurdu ve bakır kap boğuldu.
the copper pot drowned. But earthen pot reached the bank.
Ama çömlek sahile ulaştı.

MORAL : Weakness is not in appearance.
Çıkarılacak ders: Zayıflık görünüşte değildir

 

The Greedy Lion-Açgözlü Aslan

 

It was a hot summer day. A lion was feeling very hungry.

He came out of his den and searched here and there.
He could find only a small hare. He caught the hare with
some hesitation. “This hare cannot fill my tummy” thought the lion.

As the lion was about to kill the hare, a deer ran that way.
The lion became greedy. He thought, “Instead of eating this
small hare, let me eat the big deer”. He let the hare go and
went behind the deer. But the deer had vanished into the forest.
The lion now felt sorry for letting the hare off.

Sıcak yaz günüydü. Aslan çok acıkmıştı.

Mağarasından çıktı ve çevresinde bakındı.
Sadece küçük bir tavşan bulabildi. Tavşanı
biraz tereddüt ederek yakaladı. “Bu tavşan
benim karnımı dolduramaz” diye düşündü aslan.

Aslan, tavşanı öldürmek üzereyken, bir geyik
koşarak geçti. Aslan açgözlülük yaptı.
“Bu küçük tavşanı yiyeceğime, büyük geyiği
yiyeyim” diye düşündü. Tavşanın
gitmesine izin verdi ve geyiğin peşinden gitti.
Ancak geyik ormanda kayboldu. Aslan tavşanı
bıraktığına pişman oldu.

Moral : A bird in hand is worth two in the bush.
Elindeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.

The Wolf and The Crane
Kurt ile Turna

Once a wolf killed a lamb and started eating it.
Bir zamanlar bir kurt bir kuzuyu öldürdü
ve yemeye başladı.

Suddenly a piece of bone stuck in its throat.
Aniden bir parça kemik boğazına takıldı.
It cried out of pain and called for help. There
Acılar içinde bağırdı ve yardım istedi.
came a crane. The wolf lured the crane that it
Bir turna (kuş) geldi. Kur, turnayı bir çok ödül
will give lot of rewards.
vereceğini söyleyerek kandırdı.

The greedy crane immediately agreed and removed
Açgözlü turna hemen kabul etti ve uzun burnuyla
the piece of bone with its long nose. The wolf
kemik parçasını çıkardı. Kurt
was relieved of its pain. Then the crane asked
çektiği acıdan kurduldu. Sonra turna ödülünü
for the rewards. istedi

The wolf laughed at the crane and said, “I have
Kurt turnaya güldü ve dedi ki
already rewarded you without biting your head.
Kafanı ısırmadığım için seni zaten ödüllendirdim.
Run away from here, else I will kill you”.
Buradan kaybol yoksa seni öldüreceğim
The crane was very much disappointed and
Turna çok hayal kırıklığına uğradı ve
ran way to save its life.
canını kurtarmak için kaçtı.

MORAL : You should help only those who deserve for it.
Çıkartılacak ders: Sadece hakedenlere yardım etmelisin.

The Cat and The Fox ( Tilki ve Kedi)

A cat and a fox were once discussing about hounds.
Bir keresinde, bir tilki ile bir kedi tazılar hakkında konuşuyordu
The cat said, “I hate hounds. They are very nasty animals. They hunt and kill us”.
Tazılardan nefret ediyorum dedi kedi.Onlar çok kötü hayvanlar. Bizi avlayıp öldürüyorlar.
The fox said, “I hate hounds more than you”. .
Tilki, ben senden daha çok nefret ediyorum dedi.
The cat asked, “How do you save yourself from hounds?”
Kedi, tazılardan kendini nasıl koruyorsun diye sordu
The fox replied, “There are many tricks to get away from hounds”.
Tazılardan kaçmak için bir çok hile var
The cat asked “Can you say what your tricks are?”
Kedi, hilelerinin ne olduğunu söyleyebilir misin diye sordu
“They are very simple”, said the fox.
Çok basit dedi tilki.
He added, “I can hide behind thick bushes. I can run along thorny hedges.
Kalın çalıların arkasına saklanabiliyorum, dikenli çalılar boyunca koşabiliyorum diye ekledi
I can hide in burrows. There are many more such tricks”.
Oyukların içinde saklanabilirim. Bunun gibi bir çok hile var
Now it was the turn of the fox to ask the cat about her tricks.
Kedinin hilelerini sorma Sırası tilkiye gelmişti
The fox asked, “How many tricks do you know?”
Kaç tane hile biliyorsun diye sordu tilki
The cat replied, “I know just one trick”.
Sadece bir tane biliyorum diye cevapladı kedi.
The Fox sneered, “Oh! How sad! You know only one trick? What is your trick?”
Alaycı bir şekilde gülümsedi tilki. Ne kadar acı ! Tek bir hilen var. Hilen nedir ?
The cat was about to answer. But, she found a flock of hounds fast approach.
Kedi tam cevap vermek üzereydi. Ancak bir tazı sürüsünün hızla yaklaştığını gördü
She said, “I am going to do it now. Because the hounds are coming”.
Şimdi hilemi yapacağım. Çünkü tazılar geliyor

Saying these words, the cat ran up a nearby tree safe from the hounds.
Bu sözleri söyleyerek, kedi, yakınlardaki bir ağaca
tazılardan korunarak tırmandı.
The fox tried all his tricks but the hounds out beat him.
Tilki bütün numaralarını denedi ancak tazılar onu perişan etti
“My one trick is better than all his tricks”, said the cat to herself.
Benim tek hilem onun bütün hilelerinden daha iyi dedi kedi kendine

MORAL : It is better to be a master of one art than to be a jack of many arts.
Çıkartılacak ders: Tek bir dalda usta olmak, bir çok dalda kalfa olmaktan daha iyidir.

 

Ankara İngilizce Özel Ders

 

İngilizce hikayeler ve Türkçeleri için aşağıdaki linklere tıklayınız.

Hikaye 1
Hikaye 2

İngilizce Basit Hikayeler ve Türkçeleri

Çocuklar için Basit Hikayeler