Pronouns Konu Anlatımı

kitaplik2

 

1-

2-

3-

4-

5-

İNGİLİZCE ZAMİRLER KONU ANLATIMI-TEOG/LYS/YDS

Bir cümlede cümlede varlıkların isimleri yerine kullanılabildiğimiz sözcüklerdir.                         Zamirler (ingilizce pronouns) en basit ama en temel konulardan birisidir. Pronouns                 konu anlatımına geçmeden önce bu konunun önemine vurgu yapmak istiyoruz.   Konu         İngilizce’de mutlaka öğrenilmesi gereken konulardan biri. Bu yüzden possessive pronouns,  subject pronouns, indefinite pronouns , object pronouns  ifadelerini Türkçeleri   ile birlikte öğrenelim. İngilizce pronouns’lar olmadan cümle kurabilmemiz mümkün değil.

 

Subject Pronouns (Özne Zamirleri)

Subject Pronouns yani özne zamirleri İngilizce’de en temel konuların başında geliyor. Özellikle İngilizce eğitimine yeni başlayanların sıklıkla karıştırdığı özne zamirleri konusunu pekiştirmek için sitemizde interaktif testlerle destekledik. Arzu ederseniz buradan konu ile ilgili testi çözebilirsiniz.

I                 Ben
You           Sen
He            O (Erkek)
She          O ( Bayan)
It               O ( hayvan ve cansız)
We            Biz
You          Siz
They       Onlar

I like tea. (Ben çay severim.)
Do you like milk? (Sen süt sever misin ?)
He plays guitar. (O gitar çalar.)
She is tired. (O yorgun.)
We are lazy. (Biz tembeliz.)
Are you bored? (Canınız mı sıkkın ?)
They played football.(Onlar futbol oynadı.)

Object Pronouns (Nesne Zamirleri)

Me                   Beni-bana
You                 Seni-sana
Him                Onu-ona (Erkek)
Her                 Onu-ona (Bayan)
It                      Onu-ona
Us                    Bizi-bize
You                 Sizi-size
Them            Onları-onlara

She hates me.
(O benden nefret eder.)
Do you like her?
(Ondan hoşlanıyor musun ?)
She loves him.
(Onu seviyor.)
She talks to us.
(bizimle konuşuyor.)                                                                                                                                               “Look at me,” she said to him.
Ona bana bak dedi.
“Look at us,” she said.
Bize bak dedi.
I want to look at them
onlara bakmak istiyorum.
“Do not listen to her,” she said
Onu dinleme dedi
Time doesn’t wait for us
Zaman bizi beklemez
They won’t wait for us
Bizi beklemeyecekler
They don’t understand us
Onlar bizi anlamaz
Remember what I told you
Sana ne söylediğimi hatırla
we didn’t see them again
Onları tekrar görmedik

The cake was delicious, so I ate it. (Burada dikkat edilmesi gereken şey “it” kullanırken onunla tam olarak ne kastettiğimizi  mutlaka belirtmeliyiz, ön cümlede (cake) belirtilmese sonraki cümlede ( I ate it -onu yedim) cümlesinden karşı taraf bir şey anlamayacaktır.         (Kek harikaydı ve ben onu yedim)

We met them on the street                                                                                                                                     (Onlara caddede rastladık)

Possessive Pronouns (İyelik Zamirleri)

Mine           (benimki)
Yours          (seninki)
His              (onunki)
Hers           (onunki)
Its               (onunki)
Ours           (bizimki)
Yours         (sizinki)
Theirs       (onlarınki)

Possesive Pronouns Örnek Cümleler

That car is mine
Şu araba benimki
That coat is yours
Şu palto seninki
That bike is his
Şu bisiklet onunki
Are you sure that dress is hers?
O elbisenin onunki olduğundan emin misin ?
That home is ours
Şu ev bizimki
That farm is theirs
Şu çiftlik onlarınki

Reflexive Pronouns (Dönüşümlü Zamirler)

( Dönüşümlü Zamirler)
Myself             (kendim)
Yourself         (kendin)
Himself          (kendisi)
Herself           (kendisi)
Itself               (kendisi)
Ourselves      (kendimiz)
Yourselves     (kendiniz)
Themselves  (kendileri)

Reflexive Pronouns Örnek Cümleler

I bought myself a new camera
You can call yourself a poet
He calls himself a superman
She thinks herself safe
We asked ourselves the same question
they talked to themselves

Demonstrative Pronouns (İşaret Zamirleri)

Bir şeyi ya da şeyleri gösterirken işaret zamirlerini kullanmaktayız.
Mesafe ya da süre açısından daha yakınlar için this ve these’i,
daha uzak mesafe ya da süre için ise that ve those’u kullanırız.
This ve that tekil, these ile those çoğuldur.

Yakın                            Uzak
this                                that
these                            those

This is my bag. (Bu benim çantam.)
That is your car. (Şu senin araban.)
These are our books. (Bunlar bizim kitaplarımız.)
Those are his cars. (Şunlar onun arabaları.)

Interrogative Pronouns (Soru Zamirleri)

Soru zamirlerine soru sorarken ihtiyaç duyarız. Bu
zamirler sorgulayan kişinin bilmediğini şeyi temsil eder.
What     (Ne)
Whose (Kimin)
Which  (Hangi)
Whom (Kimi-Kime)
Who     (Kim)

Who told her? (Ona kim söyledi?)
What is she talking about?
(Ne hakkında konuşuyor ?)
Whose car is this? (Bu araba kimin ?)
Which car do you like ? (Hangi araba hoşuna gidiyor ? )
Whom did you tell? ( Kime söyledin ?)

Distributive Pronouns
(Üleştirme Zamirleri)

Bir grubun (kitaplar, arabalar vb.) içinden bir ya da iki
tanesini işaret eden zamirlerdir.

Either

İkisinden biri anlamına gelir ve iki ihtimal olduğuna
işaret eder. Cümlede özne olarak kullanıldığında tekil fiil alır.                                                       (Either’in başka kullanımları olduğunu, ve
anlamlarının değişebileceğini unutmayalım.)
Which tie do you like? the red one or the green one?
Hangi kravatı beğendin ? Kırmızı olanı mı yoksa yeşili mi ?
I don’t like either.
Ne kırmızı olanı ne de yeşili beğendim                                                                                                    What do you want to eat ? Chicken or steak ?
Ne yemek istersin ? Tavuk mu yoksa biftek mi ?
Either. It doesn’t matter.
Farketmez, tavuk da yiyebilirim biftek de.
Neither

Either’in olumsuzu olarak düşünülebilir. Hiçbiri anlamındadır.
Neither bir zamir olarak kullanıldığında (yani
buradaki gibi) sadece iki kişi ya da şeyi işaret eder
(Eğer ikiden fazla kişi ya da şey söz konusu ise None
kullanılmalıdır). Tekil fiil alır. Neither cümleye olumsuz
anlam verdiği için, cümlede “not” kullanılmaz.                                                                                           Neither of us know the answers
Hiç birimiz cevapları bilmiyor                                                                                                                             Neither girl was laughing.
Kızlardan hiç biri gülmüyordu.

Both

“Her ikisi de” anlamında kullanılır. Cümle içinde daima
çoğul olarak düşünülmelidir. Çoğul fiil alır.

Both are from Sweden.
(Her ikiside İsveçli.)
Both are well- known authors in Canada.
Her iki yazarda Kanada’da çok tanınır.
Both are precious.
Her ikiside değerli.

Each

İki ya da ikiden fazla kişi ya da şey için kullanılır ve “ her
biri” anlamına gelir.
(Every üç ya daha fazla kişi ya da şey için kullanılmaktadır.)

Each had long hair, parted in the middle.
Her birinin ortadan ayrılmış, uzun saçları vardı.
Each had his own reasons.
Her birinin kendi nedenleri vardı.

Everyone

Kullanımında tekil bir fiil alır.

Everyone is asleep except you and me.
Senin ve benim dışımda herkes uykuda

Everyone is a customer
Herkes bir müşteridir

Everybody

Kullanımında tekil bir fiil alır.

Everybody is different
Herkes farklıdır

Everybody is born equal
Herkes eşit doğar

Everything

Kullanımında tekil bir fiil alır.

Everything will be all right.
Herşey yoluna girecek.

Everything is boring.
Herşey sıkıcı.

None

Hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerle kullanılır.
Kullanımında hem tekil hem de çoğul fiil kullanımı görülebilir
( bu konu American ve İngiliz ingilizcesi ile ilgilidir.)
İngilizce testlerinde tekil fiil almasının doğru kabul edildiğini
unutmayalım.

none of my cats has any digestive problems
none of my cats have any digestive problems
Kedilerimden hiçbirinin sindirim sorunu yok

None has arrived yet
Hiç biri ulaşmadı(gelmedi)

Many-Much

İkisi de çoğul isimlerin yerine geçer. Much sayılamayan,
many ise sayılabilen isimlerde kullanılmaktadır.

Much has been written about him.                      I have got some new friends here. How many?
Onun hakkında çok şey yazıldı                              Burada bir kaç yeni arkadaşım var. Kaç tane ?
How much did it cost? 30lira.                                 He has a lot of cars. I haven’t many.
Hesap ne kadar tuttu ? 30 lira.                               Onun bir çok arabası var, benim (çok) yok.

A few-Few

Hem “a few” hem de “few” çoğul ve sayılabilen
isimlerin yerine kullanılmaktadırlar.

They were taken away, very few came back.
Götürüldüler, çok azı geri döndü.
Few can escape self-made traps
Kendi kurduğu tuzaktan çok azı kurtulabilir                                                                                                   A Few Can Play the Piano.
Birkaçı piyano çalabilir

 

A little / little

Hem “little” hem de “a little” sayılamayan isimler için
kullanılmaktadır.

he didn’t have enough food to eat. So he gave me a little
Yiyecek fazla yiyeceği yoktu. Bu yüzden bana bir parça verdi
he spent his early life in France. Little is known about it
Çocukluk yıllarını Fransa’da geçirdi. Bu konuda çok az şey biliniyor.

Indefinite Pronouns (Belgisiz Zamirler)

Belgisiz zamirler (Indefinite Pronouns) cümlede ismin
yerini alırlar. Nobody, no one, ve nothing zaten cümleye
olumsuz anlam yükledikleri için, içinde bulundukları
cümle olumsuz olmamalıdır (yani ayrıca “not”
olumsuzluk eki kullanılmamalıdır). Eğer “one” , “body”,
“ thing” ile bitenler cümle içinde özne ise tekil fiil alırlar.                                                                         “body” ve “one” ile bitenleri kişiler için,
“thing” ile bitenleri kişiler dışında
olay şeylerin anlatımında kullanıyoruz.

Someone- Somebody-  Something-  Everything-  Everybody
Anybody-  Anything-  Anyone-  Nobody-  No one-  All- nothing

I need someone who believes me
Bana inanan birisine ihtiyacım var
I saw somebody at the window
Pencerede birilerini gördüm
she noticed something in the sky
Gökyüzünde birşey dikkatini çekti
Everything Is possible
Herşey mümkün
Everybody enjoyed the film.
Herkes filmden hoşlandı
Anybody can do that
Herkes bunu yapabilir
I didn’t understand anything about the story
Hikayeden hiçbir şey anlamadım
I cant see anyone
Kimseyi göremiyorum
There was no one in sight
Görünürde kimse yoktu
Nobody knows the truth of this story
Bu hikaye hakkında kimse gerçeği bilemez
No one can help you if you do not wish to help yourself
Kendine yardım etmezsen, kimse sana yardım edemez
All has gone as planned
Hepsi planlandığı gibi gitti
I want nothing!
Hiçbir şey istemiyorum

Devam Edecek..

Pronouns Exercises Test 1

Pronouns Exercises Test 1 Cevapları

Ilgili Diğer Konular

Sıfat İsim

Object Konu Anlatımı

Nouns Konu Anlatımı

Prepositions Konu Anlatımı

Adjectives Konu Anlatımı

Adverbial Phrases

 

Adverbs Konu Anlatımı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.